Bugun 17 Kasım 2014, Zayıflamaya Ne dersiniz ?

Subliminal mesaj ile Zayıflama

Subliminal mesaj ile Zayıflama

Son zamanlarda özellikle Amerika’ da subliminal tekniklerle zayıflama yoğun şekilde kullanılmakta. Peki bilinçaltı temizliği de denilen bu yöntem nedir? Ve nasıl yapılmakta…Bu yöntem sadece zayıflama aşamasında değil her alanda uygulanmakta. Subliminal mesaj başka bir objenin içine gömülen bir işaret yada mesajdır. Reklamlarda, propagandalarda dolayısı ile insanla alakalı her alanda uygulanmakta. Ama bizim için önemli olan zayıflamadaki rolü…

Subliminal teknikle kaydedilen ses insan kulağının duyamayacağı bir frekansa çıkarılmıştır. Mp3′ lü cd lerle zayıflama üzerine olumlu cümleler kurulmuştur. Mp3′ lü cd ler çalarken herhangi bir konuşma yada ses duyulmuyor. Siz duymasanızda bilinçaltı ortamdaki sesi algılıyor. Zayıflama ile ilgili subliminal cd lerde amaç bilinçaltına mesaj göndermek. Zayıflamak isteyen kişilere olumlama cümleleri ile zayıflaması sağlanmakta. Dönüşüm mp3′leri bilinçaltında olumsuz olan kalıpları yenileri ile değiştirmeye yönelik olumlama cümleleri içerir. Amaç kişinin bilinçaltına attığı, zayıflama sürecini aşamayacağı ile ilgili düşünsel blokajları temizlemek. Kilo ile alakalı bilinçaltındaki düşünceler değiştiğinde, zayıflamanın bir mucize olmadığını, hatta zahmetsiz bir olay olduğunu anlayacaksınız.

Bilim üzerinde araştırmalarını derinleştirirken beden ile zihin arasında köprü kuran; yoga, gevşeme teknikleri, müzik terapi, subliminal telkin çalışmaları, bilişsel terapi, nefes egzersizleri, hipnoz, sanatsal terapi, dans terapi, motivasyon, odaklanma, imajinasyon, olumlamalar, bilinçaltı farkındalığı, özgürleştirme yeniden kodlama, düşünce molaları, bir de bedenle zihnin en etkili bağlantı şekli olan  “dua” tedavi yöntemleri gelişmelerde yer almaktadır. Bunlar arasında hepsi temelde stresle savaşıyor. Çünkü stres hem öldürücü hemde birçok hastalığın merkezidir.  Zihinsel tedavinin amacı bir bütünü parçalarını  yok etmeden doğal yollarla tekrardan bütüne kazandırmakdır. Sorunu üreten etkeni tekrar yapılandırarak güçlendirmektir.

 

Klasik tıbbın çözüm yöntemi ile zihinsel tedavi yöntemi arasındaki belirgin farkı bir canlandırma ile anlatalım. Zihniniz de bir orkestra canlandırın. Tüm bu orkestra sanatçıların birer organla eşleştirelim. Kemancı (mide), gitarist (kollar), baterist (karaciğer), çellozen (bacaklar), piyanist (göz) ve diğer sanatçılar (diğer organlar)gibi. Bu orkestra birlikte bir müzik parçasını ortaya koyarlar, organların bedeni ortaya koyduğu gibi. Beklenilen müziğin tonu, akordu, ahengi ve istenilen frekansın bu grubun birlikteliğinden çıkar.

 

Bir konserde bu grubun içinden gitaristinin bir saat önce eşinden ayrılmış ve zihninde korku, nefret öfke, aldatılmışlık, gibi yıkıcı duygular içersinde olduğunu varsayalım. Bu yaşanılmışlıklar gitaristin zihninin de düşünce kargaşası ve duygularında acı ortaya çıkartır. Yıkıcı düşünce ve duygular da davranışlarını etkileyerek yaptığı müziğin sonuçlarını etkiler. Orkestradan ortaya çıkan müziğin sonuçları istenilen düzeyde olamaz. Ne yapılması gerekir?

Klasik tıp ameliyat ile gitaristi ortadan keser biçer ya da gitariste sakinleştirici vererek uyuşturur ve ilaçlarla tedaviye devam eder. Soğuk, iletişimsiz, insanın ihtiyacı olan değerlerden uzak bir yaklaşımla. Hastalığı üreten merkez, tedavi edilmediği için, ileriki günlerde hastalık yeniden ortaya çıkar, ya da kesip biçilerek orkestrayı gitaristsiz bırakır. Orkestrada artık gitarist yoktur! İstenilen müzik asla bir daha duyulamayacaktır.

Zihinsel tedavi ise, orkestra şefi gitaristle oturur ve konuşur, ona sarılır ve dokunur, yapıcı telkinler verir, yanında olduklarını ve birlikte çözebileceklerini güvenini aktarır. Motive eder, sevgi, şükran, barış ve neşe aşılar. Yaşanılmışlıklar  geri getirilemez ama acının etki ve şiddetini azaltır. Tekrar yaşama sevinci verilerek hayata tutunması sağlanır. Yaşanılmış olayın şiddeti orantısında olumlu yaklaşım devam edildiğinde, gitarist bir süre sonra neşe, kahkaha ve grubun birlikteliğinin içerisinde tekrar yerini alır. İstenilen müzik tekrar ortaya çıkar.

 

ZİHİN AKTİVASYONU, BEDENDEKİ HAREKETİ OLUŞTURUR

 

Zihindeki düşünceler aktive edildiğinde bedende hareket başlar. Enerjinin parçacıklarına küçülerek inildikçe sahip olduğu kuvvet miktarı artar. Daha temeli oluşturan katmana indikçe dinamikleştiğini görürüz. Düşünce enerjisi daha dinamik ve dönüşüm hızı yüksek ve kısa sürede değiştirebilirsiniz. Beden somut bir enerji olduğu için dönüşüm hızı daha yavaş, değişim için daha fazla zamana ihtiyaç vardır. Düşüncelerinizdeki hareketin artması otomatik olarak hücre ve enerjilerinizin daha dinamik dönüşüm ve titreşim hızının artmasına sebep olacaktır. Düşünce enerjisinin dönüşüm hızı artıkça gençleşecek ve fazlalıklarınız otomatik olarak bedeni terk edecektir.

 

Zihinsel aktivasyon, bedensel aktivasyona yol açarken, bedensel aktivasyon da zihinsel aktivasyona yol açar. Fakat düşüncenin davranıştan önce gelmesi, zihinsel aktivasyonun da önemini artırır. Beyninde nöronlar arası yeni sinapsis bağları oluşturulmadığı sürece, bedendeki aktivasyonlar değişmez. Farkındalık, kişisel gelişim, yenilikler, renklendirmeler, öğrenmek, sorgulamak, değişiklikler, bedensel hareketlilik beyinde yeni sinapsis bağları oluşmasına yol açar.

Zihin ve bedenin sibernetik olması, beden harekete geçtiğinde zihin aktifleşecek, Zihin harekete geçtiğinde beden aktifleşecektir.

Zihin sürekli bedenin harekete geçmesinde bahaneler üreterek öteleyecektir. Bedensel hareket ilk etap da zor geliyorsa, oturulan yerden düşünce molaları ile bu bedensel hareki oluşturabilirsin. Zihinde temizlik ve bakım yapılmadığında bedende hastalık, enerji tıkanıklıkları ve hızlı yaşlanma kaçınılmaz olacaktır.

 

ZİHİN KOMUTA, BEDEN ÜRETİM MERKEZİDİR

 

Bedenindeki tüm sistemler, bilincin talimatlarını kabul ederek, organizmanın şekillenmesi için çalışırlar. Siz neyi düşünürseniz, siz neyi emrederseniz onlar onu gerçekleştirirler. Yapıcı emirler verirseniz yapıcı yönde, yıkıcı emirler verirseniz yıkıcı yönde size hizmet ederler.

Bir Parkinson hastası ayaklarını sürüyerek zorla yürüyebiliyor ve elleri yazı yazamayacak kadar çok titriyorken, cerrahi müdahale yapılmasını kabul ederek ameliyat olur. Geçirdiği beyin ameliyatı sonrası hastanın elleri ve ayakları düzelir ve normal hareket etmeye başlar. Ancak doktorlar gerçeği sonradan açıklarlar, yapılan beyin ameliyatı tamamen sahtedir. Cerrahlar kafatasına küçük bir delik açıp, hiçbir şeye müdahale etmeden geri kapatmışlardır.

Edinburgh Üniversitesinden Nöroloji Profesörü Richard Morris, yüzme bilmeyen bir grup denek insanı, bir havuza bırakılır. Tam boğulmak üzeri iken bir yardım eli, onları sudan çıkartır. İkinci kez yapılan deneyde, yüzme bilmedikleri halde bu sefer kurtarılacaklarını umut ettikleri için, suda daha uzun süre kalabilmişlerdir.

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)


Etiketler:



Yorumlar

  1. Rehnüma diyor ki:

    gercek mı acaba ?

    VA:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    VA:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0 (from 0 votes)


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect. zayıflama